Anne Sütünün Faydaları
11 Haziran 2019
Kolostrum
11 Haziran 2019

Anne sütünün kimyası henüz tam olarak çözülmüş değil, üstelik anne sütü standart bile değil. Anneden anneye değişen, annenin bebeğinin büyüme evreleri ve ihtiyacına göre değişen süt muhteviyatı vardır. Böyle mucizevi bir besin kaynağını hala araştırmaya devam ediyoruz.

Emzirmenin başlangıcında karbonhidrattan zengin ön süt gelir, emzirmenin sonunda ise yağdan zengin son süt salgılanır. Son sütün geliş zamanı bebeğin emme gücüne bağlı olarak değişir, Bu nedenle her öğünde bir memenin, bebek tokluk hissedip kendiliğinden ayrılana dek emzirilmesi önerilir. Her öğünde iki memenin birden emzirilmesi, bebeğin laktozdan zengin süt alımına neden olur. Bu da bebekte gaz şikâyetlerine, gürültülü ve sulu dışkılamaya yol açabilir. Hatta dışkı köpüğümsü ve sarı renkli olabilir.

Zaman içerisinde bebeğin ihtiyaçlarına göre değişen anne sütü ilk aylarda daha fazla miktarlı ve suludur. Bunda bebeğin emme periyodu ve annenin yeterli sıvı tüketmesi de rol oynamaktadır. Bebeğiniz ne kadar sık emerse, sütünüzün yağ oranı artar. Toplum arasındaki tabirle, ‘’sütün yarıyor olması veya kaliteli’’ olarak adlandırılması bu sebepledir.

Anne sütündeki proteinin önemli bir bölümü, whey proteini olarak bilinen süt serumu proteinidir. Bu proteinlerden anti-enfektif özellikleri olanlar Tabloda gösterilmiştir. Anne sütü ile bebeğe geçen bu anti-efektif öğeler, süt çocuklarını en hassas oldukları dönemde hastalıklara karşı korurlar. Anne sütü ile beslenme yeni doğan için önemli bir pasif bağışıklık kaynağıdır. Anne sütünde fazla miktarda bulunan whey proteini, inek sütündeki kazeine göre daha kolay sindirilmektedir.

IgG ve IgM Annenin geçirdiği hastalıklara karşı korumaktadır.
Sektuar IgA Anne sütündeki immünglobulinlerin % 90’ını oluşturmaktadır. Mukozayı korumaktadır.
Lenfositler Lenfosit B hücreleri, IgA sentezi yapmaktadır.
Bifidus Faktörü Lactobacillus bifidus gelişimini sağlamaktadır. Bağırsaktaki patojenlerin üremesi baskılanır.
İnterferon Antiviral ajandır.
Hücresel Makrofajlar Lizozim, laktoferrin, C3, C4 sentezi yapmasının yanısıra fagositoz da yapmaktadır.
Lizozim Bakterileri parçalayan enzimdir.
Laktoferrin Demirin bağlanmasından sorumlu proteindir. E.Coli üremesini engellemektedir.
Antistafilokokal Bu faktör, stafilokokların üremesibş engellemektedir.
B12 Vitamini,  Folat Bağlayıcı B12 vitamini ve folat bağlayıcı protein içermekte olup, bağırsağa bağlayarak, zararlı mikroorganizmaların üremesini engellemektedir.
Proteaz İnhibitör Bu inhibitörler, immünglobulinlerin gastro intestinal sistemde sindirimini engellemektedir.
Kompleman Bakterilerin duvarını parçalayarak, üremelerine engel olmaktadır.

 

Anne sütünün yağ bileşiminde, sindirimi kolay doymamış yağ asitlerinin oranı yüksektir. Beyin ve sinir dokusu gelişimi için çok gerekli olan esansiyel yag asitleri (linoleik ve alfa-linoleik asit) anne sütünde inek sütünden 8 kat daha fazla bulunur.

Anne sütündeki kolesterol miktarı hazır mama ya da inek sütüne oranla daha yüksektir. Bu durum ilk aylarda gerekli enzim sistemlerinin gelişimini uyarmak ve bu şekilde ileri yaşlarda ateroskleroza yol açan düşük dansiteli Iipoproteinlerin birikimini önlemek açısından önemlidir.

Anne sütünde bulunan ve bebeğin büyüme-gelişmesi için gerekli çinko,  demir gibi minerallerin bağırsaktan emilim oranları diğer sütlere kıyasla çok yüksektir. Anne sütünün toplam protein ve mineral içeriği, inek sütüne göre daha düşüktür, ancak bu miktarlar bebeğin gereksinimini karşılamaya yeterlidir. Fazla protein ve minerallerin idrarla atılması gerekmediğinden,  anne sütü ile beslenen bebeklerde böbreklere aşırı yüklenme olmaz.

Olgun anne sütünde, su, karbonhidrat, yağ, protein, kazein, whey, sodyum, potadyum, klor, kalsiyum, fosfor, magnezyum, demir, çinko, bakır, E vitamini, C vitamini, A vitamini, D vitamini, K vitamini, Biotin, İyot, Selenyum, Manganez, Flor, Krom bulunmaktadır. Bazısı büyük oranda bulunurken, bazısı da eser miktarda bulunur. Örneğin, D vitamini, Demir ve bakır. Bu sebeple son yıllarda, yeni doğan bebeklere D vitamini takviyesi verilir, genellikle 4 aydan sonra da demir takviyesi önerilir.

 

Yüksek Gıda Mühendisi & Yaşam Koçu Öznur TOPCU

Comments are closed.